Ömer Faruk’la Sure Ezberliyoruz
Ömer Faruk 3 yaşına girmek üzere… Her ne kadar Kur’an-ı Kerim öğrenecek yaşa gelmese de, Adem (Güneş) amcadan bu yaşın ezber yapma konusunda zirve yaş olduğunu öğrendik. Zaten bir süre önce beraberce umreye gitmiştik. Gitmeden önce salavat, lebbeyk, tevhid gibi tesbihleri ezberlemişti.
Ömer Faruk, tipik bir işitsel öğrenici… Kulaktan öğrenmesi çok iyi…
Bizim uyguladığımız taktik şöyle: İlk önce, ezberleyeceği şeyi makamlı bir şekilde kendi kendimize okuyup, dikkatini çekmeye çalışıyoruz. Kısa bir süre sonra o da ilgi duymaya başlıyor. “Hadi beraberce söyleyelim” deyip, ağızdan birebir tekrarlar yaparak, kelimeleri ve harfleri doğru anlamasını sağlıyoruz. Tabii makamlı olması şart. Mümkünse Arap makamına yakın bir makam olsun, daha etkili oluyor. 🙂 Sonra Internet’ten (mümkünse çocuklar için hazırlanmış) ilgili videoları indirip, defalarca dinlemesini sağlıyoruz. Sonra olay kopuyor zaten; bizimki bir asılıyor hafızlara taş çıkartır maşaallah… (:
Aynı taktikle sureleri de ezberleriz diye düşündük. Sonra enteresan bir şey gördüm. Çocuk, bir şeyi öğrenirken hangi duyguyu yaşıyorsa; öğrendiği şey, o duyguyla beraber bilinç altına gidiyor. O zaman K.K. okurken çok güzel duygular yaşamalıydı. Sevgi, mutluluk, güven, şefkat, hepsi…
Fatiha ile başladık. Ben okurken, “Fatiha okumak beni çok mutlu ediyor. Sen de dinlerken mutlu oluyor musun?” “Ne kadar güzel değil mi?” gibi sorularla, duygu konusunda farkındalık yaşatmaya çalıştım. Ömer Faruk’un bir uyku rutini var. Önce hikaye, sonra ninni ve pış pış… Ninni yerine, Fatiha okumaya başladım.
Annelik çok acayip bir şey… Bazen öyle bir duygu patlaması yaşıyorsun ki, aynı anda çok mutlu, çok hüzünlü, çok kaygılı, çok sevgi ve şefkat dolu olabiliyorsun.
Ninni yerine Fatiha’yı okurken tam da böyle bir duygu patlaması yaşadım.
Fatihanın kalbine verdiği huzur…
Evladını o kadar seviyorsun ki, kılına zarar gelsin istemiyorsun.
“Rabbim, evladımı sana emanet ettim onu koru. Senin kelamını sevsin, son nefesine kadar onunla teselli bulsun. Bu aşkı, onun kalbine ancak sen verebilirsin. Bunun için senden yardım istiyorum.” diye dua ederken buldum kendimi…
Garip bir hüzün çöktü üstüme. Farkında olmadan sevgiyle şefkatle onu okşuyordum. O da sessiz sedasız beni dinliyordu.
“Anneciğim, içimden kocaman bir sevgi çıktı, sen de hissettin mi” diye sordum. O da bana baktı tebessüm etti. Başını salladı. Gözlerinde müthiş bir parıltı vardı. Evet, benim duygum ona da geçmişti.
Ardından Ömer Faruk, “Fatiha okumak çok mutlu ediyor di mi anne” demez mi? Sarıldık birbirimize ve bu güzel duygularla uykuya daldık.
Internet’te çok güzel videolar var. Ayıcık, kedicik, köstebek Fatiha okuyor çizgi film şeklinde… Babamız videolar üzerinde biraz oynadı, istediğimiz kıvama getirdi. Görüntü, ses, makam süper oldu. Şimdi onları dinliyor sürekli…
Fatiha ve İhlas ezberlendi, sıra Sübhaneke’de onu da en sevdiği kedicik okuyor.
Amacımız ne? Duygu dünyasını Kur’an-ı Kerim ile süslemek ve dolayısıyla ruh doyumunu sağlamak. Bu sebeple maddi bir ödül kullanmak istemedik. Şimdilik sadece mutlu olsun yeter…
Anne baba olarak duamız, ihlaslı bir hafız olsun inşaallah…