Pedagojik Gelişim

Hiperaktif çocuk

Hiperaktiflik nedir?
Dünya üzerindeki birçok çocuğu pençesinde kıvrandıran bu rahatsızlığın Psikoloji literatüründeki adı, Attention-Deficit and Hyperactivity Disorder (ADHD)dir. Türkçeye ise Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olarak çevrilmiştir. Hollanda’daki ailelerin yüzde 3’ü, Amerika’daki anne babaların yüzde 5’i ve İngiltere’deki velilerin yüzde 1’i, çocuklarındaki bu rahatsızlıkları ile mücadele etmektedir.

ADHD bir çocuğun davranışları, “normal” çocuklar gibi olmadığından, Avrupa’da bu tür çocuklar “özürlü çocuklar” için açılmış okullara yönlendirilmekte, psikolog ve pedagogların yardımı ile, eğitim sürecini tamamlamasına gayret sarf edilmektedir.

Yaramaz çocuk mu, ADHD çocuk mu?
Aslında “maşallah tıpkı babası gibi Hiperaktif” diye övülen çocukların birçoğu ADHD de değildir. Birçok çocuk, alt alta üst üste sıkıştırılmış apartman hayatının verdiği bunalım sonucu koltuklar üzerinde koşmakta, yerlerde taklalar atmakta, yemek masasında bir türlü rahat oturamamaktadır. Bu tür çocuklar genelde ADHD değil, üzerindeki statik enerjiyi toprağa boşaltamayan yaramaz çocuklardır. Zira ADHD çocuk yaramaz çocuk değil, çok tuhaf davranışlı bir çocuktur. ADHD olan bir çocuk, Otistik çocuk gibi, Down Sendromlu bir çocuk gibi (belirtileri aynı olmasa da) psikolojik rahatsızlık taşıyan bir çocuk olduğu unutulmamalıdır.

ADHD’in belirgin özellikleri nedir?
ADHD bir çocuğun en belirgin özelliği, kendisini durduramayıp, durup düşünmeden “her an” hareket halinde olmasıdır. Çocuk sanki üzerine yüklenmiş olan fazla enerjiden kurtulmak istercesine her an bir şey yapma, birilerine sataşma, ayağa kalkma, havaya zıplama veya oturduğu yerde elleri ile, ayakları ile hareket etme ihtiyacı içindedir. Çocuk tıpkı pilli bir oyuncak araba gibi, yere koyduğunuz her an bir tarafa doğru gitmek için çırpınır. Hiperaktiflik diye bahsedilen şey işte budur. Yoksa çocuğun masum koşuşturmacasına ve annesini yormasına hiperaktiflik demiyoruz.

Bununla birlikte, ADHD olan bir çocukta dikkat dağınıklığı mevcuttur. (Örneğin) altı yaşındaki bir çocuk, normal şartlar altında dikkatini dağıtmadan 20 dakika boyunca kendini bir konuya odaklayabildiği halde, ADHD olan bir çocuk bunu başaramaz. Bir konuya odaklanmak istese de her an dikkati dağılır… ya etraftaki bir şeylere yönelir… ya aklına gelen bir şeyi yapmak için o anki ortamdan uzaklaşır… yada, konuyla ilgisi olmayan o anda aklındaki bir soruyu sorar.

Ancak burada dikkat edilecek bir püf noktası daha vardır ki, o da, bazı çocukların bazı dersleri (konuları) sevmemesi… veya öğretmenin (anne babanın), çocukların seviyesine inememesi ve bunun neticesi olarak çocuğun kendisini o derse (konuya) verememesini ADHD belirtisi olarak kabul etmiyoruz. Böylesi bir durum çocuğun rahatsızlığı değil, eğiticinin yetersizliğidir.

ADHD bir çocuğun yine en belirgin özelliği hırçınlığıdır. O, her an herkes ile kavga yapma ve sataşma potansiyeline sahiptir. Çevresi ile uyumsuzdur. Çevresindeki çocuklara verdiği zarardan dolayı arkadaş edinmekte zorluk çeker, bu ise, ADHD çocuğu daha da hırçınlaştırır.

ADHD nasıl oluşur?
Bir çocukta ADHD oluşmasının dört temel sebebi vardır. Bunlardan biri, annenin hamileliği sırasında yaşadığı olaylardır. Doğumda çocuğun 2.500 gramdan daha az kilo ile doğmuş olması, annenin hamilelik sürecinin 32 haftadan daha az olması, annenin hamilelik sırasında sigara ve alkol kullanması, ana rahminin fonksiyonlarını tam yerine getirememesi doğacak çocuğun ADHD olarak doğmasına neden olduğu bilinmektedir.

Annenin hamileliği sırasında yaşadığı bu negatif tecrübelerin yanı sıra, bir de çocuğun doğduktan sonra, kuralları olmayan, düzensiz bir ailede yetişiyor olması ADHD riskini artırır. Çocuğun aile hayatının kaos içinde olması, çocuğun aile içinde kendini değersiz hissetmesi ve statüsünü bulamaması çocukta ADHD davranış sapmasına neden olduğu bilinmektedir. Tüm bunlara ek olarak, çocuğun erken yaşlarda televizyon ve bilgisayar (türevi) ile tanışmış olması ADHD riskini artıran etmendir.

ADHD in sebeplerinden üçüncüsü ise, çocukların tükettikleri gıdalarla ilgilidir. Özellikle kimyasal katkı ile tatlandırılmış, çips, çikolata ve dondurulmuş gıdalar ile, içerisine kimyasal boya katılmış meyve suları çocukların bu rahatsızlığa yakalanmasına neden olduğu üzerinde durulmaktadır. Bununla birlikte, çocuğun yediği yiyeceklerde hormon bulunuyor olması da, ADHD’i tetiklemektedir.

Ayrıca, ADHD çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki, bu rahatsızlığın bir kısmı da genler vasıtası ile anne babadan geçmektedir. Kendisi ADHD olan bir anne baba, büyük ihtimalle çocuğuna da bu rahatsızlığı aktarmaktadır.

ADHD in tedavisi var mıdır?
Evet vardır… Ancak burada dikkat edilecek bir husus varsa, anne babanın ADHD olan çocuklarını tedavisi için tercih edeceği yöntemdir. Zira, birçok veli “maşallah bizim çocuk hiperaktifmiş” düşüncesi ile doktordan hemen ilaç almaktadır.

Halbuki şu an, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu teşhisiyle ilköğretim çağındaki on binlerce çocuk gereksiz yere uyarıcı ve antidepresan ilaçlar kullanmaktadır. Gereksiz yere kullanmaktadır diyoruz, çünkü ADHD’in tam bir teşhisi yoktur. Psikolojinin bu gün ulaştığı nokta itibari ile hiçbir çocuğa “kesinlikle sen ADHD sin” diye teşhis konulamamaktadır. Konulan teşhisler daha çok ihtimal hesapları üzerinedir. Bu rahatsızlığın birinci boyutunun böyle olduğunu düşünürsek belki de gereksiz yere çocuklara bu türden ilaçlar vermenin ne kadar da vahim hata olduğu gözler önüne serilebilir.

Bununla birlikte (muhtemel) ADHD teşhisi konulmuş çocuklara genellikle, uyarıcı özelliğe sahip “Ritalin” isimli ilaç verilmektedir. Ritalin, kokain gibi tesiri olan ve kırmızı reçete ile satılan bir ilaçtır. Bu ilaç yerinde bir türlü duramayan çocuğu uyuşturup sakinleştirmeye yönelik bir özellik taşıdığı için birçok hekim tarafından tereddütlü ilaçlar listesinde yer almaktadır.

Özellikle Avrupa ülkelerinde, çocuklara verilen uyuşturucu türevi ilaçların bağımlılık yaptığı ve etik olmadığı gerekçesi ile kullanımı giderek azalmasına rağmen (maalesef) Türkiye’de, “Maşallah bizim çocuk hiperaktifmiş” denilerek bu tür ilaçlar çok rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Son olarak şunu da belirtmekte fayda var ki, Houston Kanser Merkezi’nde 12 çocuk üzerinde Ritalin’in kanser ile bağlantısına yönelik yapılan araştırmada, Ritalin kullanan çocuklardaki kanser riskinin, Ritalin kullanmayan çocuklara nispeten 3 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Tüm bu faktörler göz önünde alındığında, kesin teşhisi bile henüz olmayan bu rahatsızlık için çocuğa erken yaşta uyuşturucu özelliği taşıyan ağır ilaçların verilmesini doğru bulmadığımızı belirtmeliyiz.

Avrupa’da, ilaçlı tedavi yöntemi tavsiye edilmeyen ADHD için ilaçsız psikoterapi yöntemleri kullanılmaktadır.

Son bir tavsiye…
Çocuklarında hiperaktiflik özellikleri gören/tahmin eden anne babalar sofralarına koydukları gıdalara göz atmalarını tavsiye ediyoruz… “teknoloji” gıdası olarak adlandırdığımız suni gıdalar, kimyasal yöntemlerle dondurulmuş veya konserve ürünler, çeşitli kimyasal katkı maddeler (E ürünleri) ile, suni olarak tat ve koku verilmiş cips, şekerleme v.b. gibi yiyecekler ile, kimyasal boyalarla renklendirilmiş ve sıkıştırılmış gaz ilave edilmiş içeceklerin çocuklarda bu ve benzeri rahatsızlıkları tetiklediği hatırlardan çıkarılmamalıdır.

(Adem Güneş’in, Aksiyon Dergisi’ndeki 19 Şubat 2009 tarihli yazısından alınmıştır.)

Bilal      18 Haziran 2015