Fiziksel Gelişim

Demir ve eksikliği

Demirin farklı biyolojik fonksiyonları vardır ve bu farklılıklar sonucu eksikliğinde de çok farklı etkiler görülür. Demirin en iyi bilinen özelliği kanda oksijen taşımasıdır.

Vücut demirinin yaklaşık yüzde 73’ü hemoglobinde bulunur. Geri kalan demirin yüzde 12-17’si ferritin ve hemosiderin denilen moleküllerde depolanmıştır. Her ikisi de yüksek miktarda demir atomunu bağlayabilir. Geri kalan yüzde 15 demir de myoglobinde depolanmış olup kas hücreleri için oksijen deposu vazifesi görürler. Çok küçük bir kısmı demirin transferinde bağlanır. Bu molekül demirin serbest bulunduğu yerden ihtiyaç bölgesine taşınmasına yarar. Ayrıca laktoferrin (sütte bulunur) bu transfer işine yarayan demir moleküllerini bağlar ve bakterilerin hızlı üremelerini önler. Yani sütün demiri bağlayarak anemi yaptığı görüşü yanlıştır. Zira sütün içinde bulunan laktoferin bağladığı demirle birlikte organizma tarafından emilir yani demiri yok etmez.

 

Peki çocukta demir eksikliğine bağlı anemi hangi sebeple meydana gelir?

Çocuk doğduktan sonra hemoglobininde bir düşüş olur. Yeni doğanın ilk doğduğu gün hemoglobinine bakıldığında 16 gram desilitredir. Bu değer aşağı yukarı bir hafta içinde 11 civarına düşer. Bunun nedeni anne karnındaki kanla bizim şu anda taşıdığımız kanın farklı olmasıdır. Bebekler anne karnındayken hemoglobin F dediğimiz özel bir hemoglobin taşırlar. Bunun özelliği annedeki hemoglobin A’dan çok daha hızlı bir şekilde oksijen çekebilmesidir. Eğer annede de bebekte de hemoglobin A fazla olsaydı o zaman mevcut oksijeni yüzde 50 yüzde 50 paylaşacaklardı ki bu da çocuğa az gelecekti.

Fakat doğum sırasında bu hemoglobin F birdenbire dokulara çok ani bir şekilde oksjien taşır. Ama vücut bundan hoşlanmaz ve bunları hemen yıkmaya başlar işte bu parçalanma anında ‘sarılık’ dediğimiz hadise ortaya çıkar. Bu hemoglobin F’in aniden yıkılıp parçalanmasıyla açığa çıkan demir depolara dolar ve çocuğun uzun süre, altı ay-bir sene kadar demir ihtiyacı buradan karşılanır. Ayrıca kemik iliği aşırı oksijen taşıdığı için baskı altına alındığından yeni kan elemanları da yapılamaz ve çocukta ani bir anemi varmış gibi gözükebilir. Bu normal fizyolojik bir hastalıktır. Bu aşamada asla demir verilmemesi lazımdır.

Eğer bebeğe gereksiz yere demir verilirse demir zehirlenmesi denen bir hadise meydana gelir. Bizim anemi dediğimiz hastalık da aynen ateş gibi bir bulgudur. Aneminin pek çok çeşidi vardır. Orak hücreli anemi, Akdeniz anemisi gibi. Ama bunların içinde bir tek demir eksikliğinden kaynaklanan anemiye demir verilir. Her anemiye demir verilmez.

 

Hangi gıdalar demir içerirler?

Her ne kadar bazı sebzeler bilhassa ıspanak, önemli bir demir kaynağı olarak kabul görüyorsa da bitkilerdeki demir çok zayıf bir şekilde emilir. Ispanaktaki toplam demirin ancak yüzde 1.4’ü vücut tarafından alınır. Diğer bitkilerde de durum farklı değildir. Kuru fasulyeden yüzde 1.6, soya fasulyesinden yüzde 7, maruldan yüzde 4 demir temin edilir. Günlük demir ve kalsiyum gibi minarelleri sebzeden almak istersek günde ortalama 2.5 kilo civarında ıspanak yememiz gerekir.

Buna karşı kırmızı etteki demirin yüzde 20’si vücut tarafından alınır. Demir, kümes hayvanlarından, balıktan ve anne sütünden de iyi alınır, ama oranlar kırmızı ete göre düşüktür. Fakirler için et pahalıdır. Bu yüzden et ya az miktarda ya da hiç alınmaz. Bu da demir eksikliğine bağlı anemiye neden olur.

Demir eksikliğinin bir önemli nedeni de bağırsaklarda bulunan çengelli solucan ve ‘malarya’ mikrobudur. Ülkemizde de demir eksikliği önemli ölçüde görülür. Ancak inek sütünün az içilmesi veya içilmemesi demir eksikliğini önlemez. Sütle birlikte çocuğun kırmızı et yemesi de gereklidir.

Anne sütündeki demir miktarı az olmasına rağmen, “VERİMİ” yani emilimi çok yüksek olduğundan, gıdalardan daha fazla demir temin eder.

 

Demir fazlalığı çocuklarda ne gibi etki yapar?

Demir dokularda birikir ve ‘hemositorozis’ denen bir hastalığa neden olur. Bu durum da ancak demir sökücü bazı ilaçlarla düzeltilebilir.

 

Çocuklardaki kan değerleri ve demir eksikliği ile ilişkisi

Maalesef, bizdeki laboratuvarlar sadece erişkin referans değerlerini yazdığı için, sanki kan değerleri düşükmüş gibi bir intiba uyanıyor. Çocuklar için dikkat edilecek değerler şöyledir:

HEMOGLOBİN :
Yenidoğan : 14.5-22.5g/dl.
1 aylık: 10-18g/dl.
2 aylık: 9-14g/dl.
3-6 aylık: 9.5–13.5g/dl.
0.5–2 yaş: 10.5–13.5g/dl.
2-12 yaş: 11.5-15.5g/dl.

FERRİTİN :
Yenıdoğan : 25-200 ng/dl.
1 aylık : 200-600 ng/dl.
2-5 aylık : 50-200 ng/dl.
6ay-15 yaş : 15-200 ng/dl.
Erişkin(erkek) : 15-200ng/dl (kadın) : 12-150ng/dl.

Vücuttaki demirin, %70’i HGB olarak, sadece %3 u Ferritin’e bağlı olarak bulunur.  HGB iyi ise, gerisi önemli değildir. Zira, Ferritin üzerine pek çok sistem etkilidir. Enfeksiyon, Ateş çıkması bile seviyelerine etki edebilir.

Hastalık esnasında, vücut serbest demiri depolara sakladığı için, hastalık esnasında, Demir bakılmaz. Önce HGB bakılır, gerek oluyorsa, Demir bakılır.

 

Dr. Kadir Tuğcu
(anneoluncaanladim.com sitesindeki sorulara cevaplarından derlenmiştir.)

Bilal      14 Haziran 2015